Şu anda tek yapmam gereken. Yarını değil, salıyı değil, yazı değil, İspanya'yı değil. Neyi, niçin olduğunu bilmeden beklemek. Bu arada yapmam gerekenleri yapmak. Araya belki de biraz yapmamam gereklerden katmak. A, pardon. Siz bunları zaten yapıyorsunuz. Bunları herkes yapıyor. Bu, hayat.
Kaçmak isteyip kaçamadığınız geceler olur. Rüyanızdan kaçamazsınız, hastalıktan kaçamazsınız, verilmiş bir sözden kaçamazsınız. Sonsuza kadar sizin olmasını istediğiniz şeylere bir adım bile yaklaşamazsınız. Bir tesadüften umutlarınız doğar, onlarla mutlu olursunuz. Kaçamadığınız rüyalarınızı şekillendirmek için sebepler arasınız, bulursunuz. Bu her zaman mutlu olmanız anlamına gelmez, uyandığınızda gözleriniz dolu dolu olabilir. O dolu gözlerle herkese gülmeniz gerekebilir. Yani aslında hayat bir tencere spagettiden daha dolaşık ve kesinlikle daha tatsız.
İyi geceler, her neyden kaçmaya çalışıyor fakat kaçamıyorsanız.
Friday, April 27, 2012
Thursday, April 5, 2012
Kimi ni Todoke: Yanlıs anlasılmalar nasıl çekilir hale getirilir?
Eski bir yazımı olduğu gibi koyuyorum buraya tekrar. Belki bir gün de OHSHC ya da Kaichou wa Maid-sama hakkında da yazarım. (Spoiler içerir.)
Çok uzun zamandır Tumblr'da spamleriyle karşılaştığım ve sürekli "İzlemeliyim" diyip plan to izlenecekler listemde süründürdüğüm Kimi ni Todoke muhtemelen yıllardır (hatta Lovely Complex'den sonra diyebilirim) en çok saran anime. Hiç bir animeyi bu kadar seri izlemedim sanırım, resmen bağımlılık yarattı serideki konu akışı. İlk başladığımda "Ya işte kız çok çekingen sonra 'everbody's darling' olacak işte gayet net" falan diye sadece çizimleri ve karakterlerin hareketleri çok hoş diye izlemeye karar vermiştim ancak tahmin ettiğim en basit düzeydeki olay kurgusunu bu kadar sevimli işlenebileceğini düşünmemiştim.
Yazarı Shiina Karuho'nun en son eseri Kimi ni Todoke "Sana Ulaşmak" anlamına geliyor, ki ben bunu başlarken tek taraflı yorumlamıştım, yanılmışım. Kazehaya Shota'ya bu tek taraflı düşüncemden ötürü de ön yargılıydım ancak özellikle ikinci sezona geçtiğimde içimdeki teselli etme isteğini bastıramaz oldum. Kuronuma Sawako ise konuşamaması, her şeyi yanlış anlaması, özgüvensizliği ve saflığıyla bazen sinir etse de çok sevimli. Kazehaya dışındaki bütün karakterler beklediğim gibi çıktı aslında. Yano Ayane, Yoshida Chizuru ve Sanada Ryu'nun karakterleri ve vereceleri tepkiler de çok tahmin edilebilir ama yine de izleyiciyi ekrana bağlayan karakterler hepsi. Özellikle de Ryu'nun Chizuru'yla ilişkisi yüzünden oluşan ruh hali çok acınası, gerçekten ancak bu ruh halini Ryu'dan anlamıyorsunuz. Anlayabilmek için kendinizi onun yerine koymanız gerek.Ha bir de animenin başında sonuna kadar hakim olan bir durum var: Kazehaya’nın başkaları görmesin istediği Sawako’nun sevimli gülüşü ve insanlar tarafından zorla güldürüldüğündeki “Sadako” gülüşü. Her türlü sevimli bence ancak doğuştan ödlek Japonlar için Sadako mod gayet korku verici, hatta lanet emaresi.
19 Temmuz 2011,
bomboş olduğum günlerin anısına.
Kim Bilir?
Böyle, bu sazlı bahçe neresi?
Nasıl da içiyorum, ölürcesine.
Sahnede bir bezgin kadın,
Bir gariplik vermiş sesine.
O niçin şarkı söylüyor şimdi,
Ben neye ağlıyorum?
Elbet hep böyle geçmeyecek ömrüm,biliyorum
Bu çeşit yaşamak, zor.
Kim bilir tanrım, kim bilir
Hangi güzel yerde beni,
Hangi ölesiye sevda bekliyor?
Turgut Uyar
Nasıl da içiyorum, ölürcesine.
Sahnede bir bezgin kadın,
Bir gariplik vermiş sesine.
O niçin şarkı söylüyor şimdi,
Ben neye ağlıyorum?
Elbet hep böyle geçmeyecek ömrüm,biliyorum
Bu çeşit yaşamak, zor.
Kim bilir tanrım, kim bilir
Hangi güzel yerde beni,
Hangi ölesiye sevda bekliyor?
Turgut Uyar
Subscribe to:
Posts (Atom)
