Tuesday, January 31, 2012

Kendime bir de sizin yerinize baktım.

Bakmadan göremezsin, görmeden bilemezsin. Bienal'in sloganıydı bu ama insan hayatının sloganı olmalı sanki. Eve döndüğümden beri bakıyorum etrafıma, bilerek kör ettiğim gözlerimin farkına varıyorum. Belki allerjik kaşıntıdan, belki de en yakınlarımın hareketlerinde gördüğüm farklılıklardan dolayı ancak fark ediyorum. Bir yanlışlık varmış bugüne kadar. Düşüncelerimde, hislerimde. Verdiğim değerler dengesizmiş.

Ama daha önemlisi baktıkça gördüm ki aslında verdiğim bütün değerler de sahteymiş. Monopoly parası gibin. Aynı ondan. Herkesi nasıl kolay harcayabildiğime baktım. Herkesten nasıl kolay vazgeçebildiğimi gördüm. Bu davranışımınsa insan ayırt etmediğini fark ettim.

İnsanların bana sırtını dönmesi doğal değil mi o zaman? Kolay vazgeçilebilir biriyim, çünkü ben de kolay vazgeçiyorum. Hemen silip atıyorum. Aynı babam işte, annem hep der. Görünüşte değişmesem bile içimde bitiriyorum ilk önce, en fenası da bu kısım işte. Geri dönüşü yok. Asla geri bağlayamadığım iplerle dolu zihnim. Her birinin ucunda farklı anılar. Acaba babamın zihni de böyle midir? Ya insan ilişkilerine her şeyden çok önem veren annemin zihni nasıldır? Bütün ipleri bağlı mıdır? Acaba zihinlerindeki iplerin farkındalar mı? Hiç zihinlerinin içine baktılar mı? Gördüler mi gerçek kimliklerini? Gördülerse ne zaman? Belki de gördüler, unuttular bile. Kendilerini kanıksadılar. Kimseye soramazsın bunlar. Hatta kendine bile sormak tabudur sanki.

Kafam bunlarla dolu. Sürekli sorguluyorum, hele ki gerçekten tanıdığımı sandığım insanların ufak hareketlerini, minik sözlerini yakalayınca. "Tanıdığını mı sandın salak? O tanıdığın 2 sene öncesine kaldı, o 2 sene öncekini de 3 sene önce tanımıştın. Kendine baksana, hala aynı mısın?". Değilim. Daha seçiciyim, daha huysuzum, daha burnum kalkık, ayaklarım artık 10 karış havada ama ben oraya toprak serpmişim, zorla yere bastırmışım ayaklarımı. İnsanları inceliyorum, seçiyorum, eliyorum. Yanlış yapıyorum ama katlanamıyorum. Elimde değil, farkında olmadan ayırıyorum insanları. Sevmediklerimin yüzüne bunu çarpmaktan da geri kalmıyorum. Sevdiklerime ise bunu çok belli etmiyorum. Birlikteyken hiç bir problem yok ama ben sevdiğim birini yıllarca aramayıp hala sevmeye devam edebilirim. Özlerim, ama aramam. Merak etsem de kimseye sormam. Aylar, yıllar sonra gördüğümde ise sanki hiç ayrılmamışız gibi hissederim.

Çünkü ben kendimce hala aynıyım, ama onu bıraktığım gibi bulamadığım an yıkılıyor işte dünyam. 5 ayda nasıl değişirmiş insanlar, ah spagettiler aşkına! Yıkılıyor, her geçen gün yıkılıyor. Hatırladıklarımı hatırladığım gibi bırakıp, geri dönesim geliyor. İstanbul'a. Her şeyin hala aynı olduğu yere. Orada herkes hala benim İzmir'de bıraktığım gibi, anılar hep aynı çünkü. Neyse ki annemle babam hiç değişmiyor, değişemezler onlar. Onların huyu bu, değişmemek. Değişememek. Hep aynılar, neyse ki!

Spagettiler sarıyor etrafımı düşündükçe, imana gelip sarılıyorum çatala. Evim olmuş İstanbul benim, anılarım orada daha canlı.

Böyle işte, kendimi tanıdığımı bilin istedim. Belki de kötü ettim bilmiyorum, belki de hiç fark etmeyecektiniz bu huylarımı. Hiç bilmeyecektiniz bu çirkin yanlarımı. Bilin canımi n'olacak. Elbet bir gün öğrenecektiniz. Benden duyun istedim. Fena mı ettim?

Aklıma geldiğinde "Acaba şimdi nasıldır?" deyip gülümsediğim insanları özlediğimi fark ediyorum. Ama nasıl olduklarını asla sormayacağım. (@marjinaltuzluk
Çünkü ben böyleyim.


İyi geceler, her nerede hatırlıyor ve hatırlanıyorsanız.

Thursday, January 26, 2012

Merdivenler Vol. 2: Bu Sefer Duygusuna Siz Karar Verin.

Bir önceki merdivenli yazımda merdivenleri fetişini dile getirmiştim, şimdi yine bu fetişi deşeyim istedim. 


Ohannes, yerim.

Merhaba kitaplık! (Meral Hoca merhabası, a'lar uzun)

Ayyy <3


Bu üsttekiler gibi yaşama mekanlarını gördükçe mesleğimi sever gibin oluyorum.

Keza bu da sevdirebilir <3

Bu aşık eder... (Sonrasında da öldürür.)
 .
Merhaba kollu merdiven! (Yine aynı merhabadan, a'lar uzun)

Oha lan!!! Nasıl cozy, nasıl cozy...

Kollarını yediğim <3

Biz de işte tek kirişili merdiven yaptık falan...

Len!

Romantik diyorlar bu merdivene.
Daha ziyade ölüm merdiveni gibin.

Wow :3

Uzaydan gelmiş gibin.

Bu da 23.01.2012 gecesine ve MT2 arkadaşlarıma gelsin <3
Projeden sonra kendimi hatırlatmak amaçlı hızlı bir gönderi hazırladım, daha iyilerini umarım bu uzun güzel tatilde yazarım. Sevgiynen kalın lan!